Blog

ELMA SEPETİ “THE BASKET OF APPLES” – CÉZANNE

Cézanne’ın bir masa üzerine gelişigüzel yerleştirilmiş elmalar, bir elma sepeti, şarap şişesi ve bir bisküvi tabağından oluşan ölüdoğa resmi ilk bakışta seyirciyi cezbediveren klasik sanat eserleri gibi güçlü bir imge oluşturmayabilir. Günlük hayattan nesnelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bu “sıradan” olarak nitelendirilebilecek görünüm aslında ressamın sıradışı düşüncesi ve incelikli tasarımı ile meydana gelmiştir.

Eserin ilk bakıştaki basit görünümü seyircinin dikkatli incelemesi sonrasında yerini tuhaf denebilecek ölçüde şaşırtıcı bir tabloya bırakır. Öncelikle eserdeki masa dikkate alındığında sol ve sağ uçlarının aynı hizada olmadığı dikkat çeker.  Önplanda masaya serilmiş örtünün dışarı taştığı kısımda masanın sağı ve solunun seviyeleri arasındaki fark seyirci için ilk şaşırtıcı noktalardan biridir. Benzer şekilde geriplanda da sepetin solu ve bisküvi tabağının bulunduğu sag kısım yine farklı seviyelerdedir. Ressamın masayı neden böyle kesik hatlara sahip tuhaf bir biçimde betimlemilş olduğunu anlamak oldukça güçtür.

Eserdeki diğer ayrıntılar incelendiğinde tuhaflıkların birçok noktada tekrarlandığı kolaylıkla görülür. Masa üzerindeki elmalar masadan düşüverecekmiş gibi görünmektedir, çünkü masa oldukç yukarıdan bir bakış açısıyla betimlenmişken elmalar neredeyse yatay denebilecek bir açıda resmedilmiştir. Özellikle örtünün sağa yakın ucunda görünen üç elma birbiri ardında resmedilmiş olmaları gerekirken üst üste düşey düzlemde dizilmiş gibi görünür. Aynı açıda görünmeyen bu nesneler seyircide bir dengesizlik hissi oluşturur.  Keza, eserdeki başka nesneler de dengesini kaybetmiş gibidir. Geriplandaki elma sepeti ardındaki kaideye rağmen devriliverecekmiş gibi iken, sepetin yanındaki şarap şişesi de sola doğru hafifçe eğiktir ve sepetle birlikte eserde hareketlilik hissi yaratır.

Eserin en ilginç ögelerinden olan bisküvi sepeti yukarıdan bakılarak resmedilmiş gibi görünür. Nitekim en üst seviyedeki bisküvilerin üst kısımları görünmektedir. Oysa daha alt kademelerdeki bisküviler yatay düzlemde yer alan bir bakış açısıyla resmedilmiştir. Bu farklılıklar ressamın eseri birden farklı bakış açısı kullanarak tasarladığını gözler önüne serer. Farklı bakış açılarını bilinçli biçimde aynı eserde kullanmak Cézanne’dan önce örneği görülmemiş bir yeniliktir.

Cézanne’ın Elma Sepeti’nde uyguladığı bir başka sıradışı yöntem ise derinlik kavramını yeniden irdelemiş olmasıdır. Masanın ortasında yer alan beyaz örtü sıradışı bir görünüme sahiptir. Yumuşak bir kumaştan yapılmış örtünün masanın kenarından keskin biçimde aşağı sarkması beklenir. Fakat örtü sanki bir gazete parçasıymış gibi katı biçimde öne doğru uzanmaktadır. Örtünün beklenilen biçimde derinlik oluştumayan yapısı masanın mı, yoksa örtünün mü önde durduğu konusunda seyirciyi yanıltır. Benzer şekilde Cézanne’ın geriplanı da seyirciyi süpheye düşürecek şekilde tasarladığı görülür. Eseri dikkatlice inceleyen seyirci bir süre sonra sanki geriplandaki duvarın masadan daha önde durduğunu düşünebilir. Cézanne renklerle ve formlarla oynarak beklenilen derinlik algısını ortadan kaldırmıştır. Ön plandaki nesneleri daha aydınlık, geriplandakileri ise karanlık resmetmeyi temel alan klasik sanat eserlerinden farklılaşan bu kompozisyonda duvarın rengi, masanın tonları, örtünün gölgeli kıvrımları özenle seçilmiş ve derinlik algısını yanıltacak renklerden oluşur.

Bütün bu tuhaf görünüm ve farklıların içinde ressamın eserde ne yapmaya çalıştığını anlamak ilk başta zor gelebilir. Cézanne’ın eserdeki amacı seyirciye yeni deneyimler sunmak istemesidir. Özellikle dönemde yaygınlaşmaya başlamış olan fotoğraf sanatının birebir gerçeklikle ürettiği fotoğraflara alternatif, bambaşka ir tasarım sunmak ressamın hedeflerinden biridir. Öte yandan kendisinin de bir dönem dahil olduğu İzlenimci akımın doğa tasvirlerine dönük tarzına farklı bir yorum getirmek istediği de düşünülebilir. Bütün bunlarn yanı sıra, Cézanne’ın sanatta kural olarak kabul edilmiş, alışılagelmiş tüm kavramlara (perspektif, derinlik, renk düzeni) meydan okuyan ve sanatta yepyeni ufuklar çamaya çalışan deneysel bir tarzı olduğu da açıktır. O döneme kadar deneyselliğe ve yeniliğe pek maruz kalmamış ve ikinci planda bırakılmış olan Ölüdoğa türü Cézanne’ın bu tarz deneysel çalışmaları için bir altın kaynak olmuştur. Cézanne, Elma Sepeti ve onun gibi birçok ölüdoğa ve peyzaj türünde eserlerinde farklı bakış açısını ve yenilikçi kişiliğini vurgulamıştır.

Konum: Şikago Sanat Enstitüsü “Art Institute of Chicago”, Şikago
Tarih: 1895
Dönem: 19. Yüzyıl
Akım: Ard-İzlenimcilik “Post-Impressionism”

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yorumda görüntülenmeyecektir.

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""><abbr title=""><acronym title=""><b><blockquote cite=""><cite><code><del datetime=""><em><i><q cite=""><strike><strong> 

error: Icerik kopyalanamaz!