Blog

HAYVANLARIN KADERİ “FATE OF THE ANIMALS” – MARC

Alman Dışavurumcu ressam Franz Marc, insanın yücelttiği materyalizmden bunalmış ve doğaya yönelerek hayvan motiflerini eserlerinde kullanmaya başlamıştı. Doğal ortamlarında, el değmemiş bir yaşam içinde betimlenen hayvanlar, Marc için insanın içindeki iyiliği uyandıran ögelerdi. Keskin bir sadelikle, neredeyse kübik formlara sahip bu hayvan motfileri çoğu zaman Fovizm’in (bknz. Kırmızı Oda “The Red Room”, Dans “Dance” – Matisse) de etkisiyle parlak ana renklere sahipti. Hayvanları derin düşüncelere dalmış kahramanlar gibi heybetli ve görkemli resmetmeyi seçen Marc, bu yöntemle insanlar üzerinde duygusal etkiler bırakan dışavurumcu (bknz. Rüzgarın Gelini “The Bride of the Wind” – Kokoschka, Kucaklaşma “The Embrace” – Schiele, Gelin “La Mariée” – Chagall) eserler üretmiştir.

Mavi Atlar Kulesi “The Tower of Blue Horses” – Marc (1913)

Kaplan “The Tiger” – Marc (1912)

Tilkiler “The Foxes” – Marc (1913)

Kandinsky ile birlikte kurdukları Mavi Süvari “Der Blaue Reiter” isimli dışavurumcu sanatçı grubu benzer şekilde parlak renkleri ve duygusal etkiler bırakan fırça darbeleri ile dikkati çeken eserlerin sergilendiği bir gruptur. (bknz. Doğaçlama III “Improvisation III” – Kandinsky).

Marc, Hayvanların Kaderi’nde ilk kez farklı bir yöntemle hayvanları huzur dolu, uyumlu ortamlarından koparıp onları dehşet içinde bir kıyamet günü görünümüne hapsetmiştir. Eser, hayvanların gözünden bir yok oluş tablosudur. Gökyüzünden yağan kırmızı renkli alev benzeri ışınlar, resmin ortasında devrilmekte olan ağaç gövdesi, ve resmin dört bir yanında hareket halinde görülen ışık huzmeleri ortamda bir huzursuzluk, karmaşa ve felaket çağrışımı yapar. Bu karmaşd hayvanların panik ve mücadele halinde olduğu ve hayatta kalmaya çalıştıklarını gözlemleriz.

Ressamın çoğu eserinde kahramanvari bir edayla betimlenen ve güçlü görünen atlar eserde sol kısımda çaresiz biçimde kaçmaya çalışırken gösterilmiştir. Soldaki büyük yeşil at sağda devrilmekte olan ağaca doğru koşan yavrusunu uyarır gibi kişnemektedir. Devrilen ağaçtan kan çağrışımı yapan damlaların aktığını görürüz. Resmin ortasında yalnız başına görülen mavi geyik devrilen ağaç karşısında olduğu yerde kalmış, boynunu geriye atarak direnmektedir. Birazdan alacağı darbeyle yüzleşmiş olan geyiğin bir yandan da ağaca karşı direnir gibi durduğu düşünülebilir. Umudun simgesi mavi renkle boyanmış geyiğin yıkım ve yok oluş karşısında hayatta kalmaya dair umudu çağrıştırdığı düşünülür.

Sol aşağıdaki yaban domuzları oldukları yerde kalmış, kaderlerine boyun eğmiştir. Üzerlerine yağan alevlerin keskin hatları domuzların formları ile uyum halindedir. Çizgiler, ve formlar arası kurulmuş bu paralellik eserin sağındaki kızıl tilkilerin oluşturduğu grupta da görülür. Burunları birbirine dönük olan tilkilerin gövdeleri ağacın devrilen gövdesi ile uyum halindedir. Eserin geneline hakim sol ve sağ üst kısımdan aşağıya çapraz olarak inen hatlar başarı ile dengelenmiştir. Marc’ın hayvanları eserin içine özenle yerleştirmesi sayesinde eserin içindeki hiçbir figür veya öge fazlalık gibi görünmez. Aksine, ögelerden herhangi birini çıkarıldığında eserin görünümdeki ahengin tamamen yitirileceği hissedilir. Bu sayede hayvanların ve bitkilerin temsil ettiği yaşam ile ışık huzmelerinin ortamda dağılan keskin formlarının simgelediği yıkıcı gücün denge halinde olduğu da seyirciye sezdirilir.

Materyalizmin yıkıcı gücüne dair bir gösterge olarak da değerlendirilebilen eserin aynı zamanda I. Dünya Savaşı başlamadan hemen önce ortaya konmuş, savaşa dair bir önsezi olduğu düşünülür. Eseri tamamladığı dönemde Almanya’da yaşayan ressamın yükselen gerilimin etkisiyle eserinde bir karmaşa betimlemiş, savaşın insanlar üzerinde yaratacağı etkiyi ima etmiştir. Eseri tamamladıktan 3 sene sonra I. Dünya Savaşı cephesinde hayatını kaybeden Marc, ölmeden önce yine cephede karşısına çıkan bir kartpostalda gördüğü bu eserini bir savaş habercisi olarak değerlendirmiş ve rahatsız ediciliği karşısında resmi nasıl yapmış olduğunu anlayamadığını belirtmiştir.

Eserin sağ kısmı 1916’da çıkan bir yangında büyük hasar almıştır. Ressamın yakın arkadaşı ve eserin isim babası Paul Klee (bknz. Akşam Ateşi “Fire in the Evening” – Klee) sonrasında eseri restore etmiştir. Fakat Klee, Marc’ın kullandığı yarı saydam renklendirme tekniği yerine kahverengi tonları ağırlıkta olan ve eserin form bütünlüğü korumaya odaklanmış bir yöntem izlemiştir. Bunun da Marc’ın özgün eserinin bütünlüğünü korumak ve farklı bir el tarafından düzeltildiğini göstermek amacıyla yaptığı tahmin edilir.

Konum: Basel Sanat Müzesi “Kunstmuseum Basel”, Basel
Tarih: 1913
Dönem: Modernizm
Akım: Dışavurumculuk “Expressionism”

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yorumda görüntülenmeyecektir.

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""><abbr title=""><acronym title=""><b><blockquote cite=""><cite><code><del datetime=""><em><i><q cite=""><strike><strong> 

error: Icerik kopyalanamaz!