Blog

GAZETECİ SYLVIA VON HARDEN’IN PORTRESİ “THE PORTRAIT OF JOURNALIST SYLVIA VON HARDEN” – DIX

Şeker pembesi bir geriplan önünde kırmızı-siyah kareli elbisesi ve kısa saçlarıyla dikkat çeken kadın, eserin isminden de anlaşılacağı gibi gazeteci Sylvia von Harden’dır. Alman ressam Otto Dix’in betimlemesiyle hayat bulan portre inceliksiz hatları, cafcaflı renkleri ve agresif tonuyla ön plana çıkar.

Eserde Sylvia von Harden oldukça erkeksi bir duruşta resmedilmiştir. Bir omzu düşük oturuşu ile etkileyici ve zarif görünmeye çalışmadığı ortadadır. Üstüne üstlük yüzünde hoş bir gülümseme yerine ekşimiş bir surat ifadesi taşımaktadır. Von Harden bir cafe masasında elinde sigarası ve masasında kokteyli ile görülür. Sade bir tasarıma sahip kareli elbisesi ve elbisesinin altına sarkmış çorabıyla nasıl göründüğüne pek de aldırmadığı açıkça ortadadır. Vücut hatlarını tamamen ortadan kaldıran bu basit elbisenin yanı sıra kısacık siyah saçları da erkeksi görünümüne katkıda bulunur. Yine de aynı elbise eserde kendisinin bir kadın olduğunu açığa çıkaran yegane ögedir. Sylvia’nın sigara tutan eli göğüslerinin önünde yer alıp onları kapatırken, diğer eli de kalçasının üzerini örtecek şekilde konuşlanmıştır. Dolayısıyla yalnızca elbise değil, Sylvia’nın pozu da kadınsı tüm hatlarını kapatarak onu her yönüyle klasik kadın betimlemesinden çok uzağa taşır. Oysa, oturduğu sandalye son derece incelikli bir tasarıma ve zarif hatlara sahiptir, bu da Sylvia’nın sade ve erkeksi görünümünün daha da ön plana çıkmasını sağlar.

Von Harden’ın uzun parmaklı, kaba saba elleri onu yine zarif bir görünümden uzaklaştırırken, seyirciye de onunla ilgili bazı ipuçları sunar. Elinde bir evlilik yüzüğü taşımayan Sylvia’nın bekar ve çocuksuz olduğu, dolayısıyla da dönemin kadınları gibi ev, koca ve çocuk üçlüsüne bağlanmak yerine zamanını dışarıda cafelerde, barlarda içki ve sigarayla geçirebildiği anlaşılır. Aynı zamanda dönem Almanya’sında sigara içen kadınlar görgü kurallarının sınırları zorlamaktadır; nitekim sigara içen çoğunluk aslında erkekler ve işçilerdir.

Eserde Von Harden’ın karakterine ve tarzına işaret eden önemli ayrıntılardan biri de gözündeki tek camlı gözlüktür. Erkeklerle özdeşleştirilmiş olan bu gözlüğü bir kadının kullanması o dönemde beklenmeyen bir tarzdır. Bu gözlük Sylvia’nın kariyerine yoğunlaştığını ve gündelik işler ile uğraşmaya zamanı olmadığını vurgular. Keza, Von Harden’ın masada tek başına oturması da yanında bir eşlik aramaktansa yaptığı işe dikkatini vermeye yöneldiğini gösterir. Bu kariyer odaklı ve güçlü “Yeni Kadın” (Alm. Neue Frau) imajı 1. Dünya Savaşı sonrası 1920’ler Almanya’sında giderek yükselmekte ve Alman toplumunda kadınların yeni kazanmaya başladıkları yeni statüyü temsil etmektedir.

Ressam Dix ve Von Harden Berlin’deki Romanisches Café’nin gediklilerindendir. Von Harden’ın daha sonra hatıralarında anlattığına göre Dix bir gün kendisini ona tanıtmış ve portresini yapmak istediğini belirtmiştir. Çünkü Sylvia von Harden, Dix’e göre Yeni Kadın imajının yaşayan en büyük kanıtıdır. Görünüşü, şair ve eleştirmen olarak ünü ve sosyetedeki yeri ile Von Harden söz konusu imajı fazlasıyla temsil etmektedir. Fakat Sylvia ressama şu yanıtı verir: “Yani benim donuk gözlerimin, gösterişli kulaklarımın, uzun burnumun, ince dudaklarımın, uzun ellerim, kısa bacaklarım ve kocaman ayaklarımın mı resmini yapmak istiyorsun? Kimseyi memnun etmesin ve hatta onları korkutsun diye mi?”.

Von Harden’ın bu katı özeleştirisi ve alaycılığına rağmen Dix, gazetecinin portresini yapmıştır. Portrede herhangi bir şekilde sevimli veya cana yakın gösterilmeye çalışılmamış olan kadın figürü, Sylvia’nın işine azimle bağlı, anti-kapitalist, sigara içen, erkek çocuklar gibi giyinen ve yalnız kalmaktan çekinmeyen cüretkar karakterini başarılı ile vurgulamıştır. Eser ressamın fikrini ve Sylvia’nın karakterini doğrudan yansıtan son derece başarılı bir portre olarak sanat tarihinde yerini almıştır.

Almanya’da 1920’ler sonrası Dışavurumculuk akımına (bknz. Kucaklaşma “The Embrace” – Schiele, Rüzgarın Gelini “The Bride of the Wind” – Kokoschka, Hayvanların Kaderi “Fate of the Animals” – Marc) tepki olarak ortaya çıkan Yeni Nesnelcilik eserin tarzına hakim akımdır. Dışavurumculuk’un kişisel duygulara ve romantik idealizme dayalı uslübundan vazgeçen Yeni NEsnelciler, toplumu nesnel biçimde irdelemeyi temel almışlardır. Bu yüzden Dix’in eseri Von Harden’ı katı bir gerçeklik içinde idealize etmeden yansıtmış ve onun kişisel yönlerinden çok toplumsal konumunu vurgulamıştır.

Konum: Pompidou Merkezi “Centre Georges Pompidou”, Paris
Tarih: 1926
Dönem: Modernizm
Akım: Yeni Nesnelcilik “New Objectivity”

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yorumda görüntülenmeyecektir.

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""><abbr title=""><acronym title=""><b><blockquote cite=""><cite><code><del datetime=""><em><i><q cite=""><strike><strong> 

error: Icerik kopyalanamaz!