Blog

NEW YORK SİNEMASI “NEW YORK MOVIE” – HOPPER

New York sineması isminin belirttiği şekilde New York’ta bir sinema salonunun iç mekanını bir film gösterimi sırasında yansıtmaktadır. Amerikalı ressam Edward Hopper’ın bu ünlü eseri ismine rağmen aslında sinema salonunun kendisine değil, sağ taraftaki koridorda beklemekte olan yer gösterici genç kadına odaklanmıştır.

Hopper’ın New York’ta yaşadığı Washington Square North, Greenwich Village adresindeki evinin oldukça yakınında bir sinema salonu bulunmaktaydı. Sık sık bu sinemada filmler izleyen ressam eserinde söz konusu sinema salonunu incelikli gözleminin sonucu olarak ayrıntılı biçimde seyirciye yansıtmıştır.

Eserin tam ortasında yer alan dekoratif süslemelere sahip sütun eseri iki ayrı bölgeye ayırır. Solda perde ve koltuklar ile dikkat çeken daha loş görünümlü sinema kısmı yer alır. Dönemin dekoratif mimarisinin özelliklerini yansıtan duvarlarda alçıdan yapılmış (stucco) mimari ögeler ve kat kat inen balkonlu yapı dikkat çeker. Mekana kırmızı loş bir ışık veren karpuz lambalar balkon katlarının hemen altında konuşlanmıştır. Dönemin klasiği kırmızı kadife kaplı geniş koltuklarda oturan iyi giyimli seyirciler ekrandaki filmi izlemektedirler. İçeriği belli olmasa da siyah beyaz gölgelerle bezeli sinema perdesinin seyircilerini başka dünyalara taşıyan bir hayal platformu olduğunu açıktır. Eserin ön planında koltuklar ve yandaki koridoru bölen parlak pirinç korkuluklar görünür. Bu korkuluklar sinema izleyicilerinin loş ve gizemli dünyasını sağ taraftaki gerçek dünyadan keskin biçimde ayıran ögelerdir.

Eserin sağındaki üç kollu bir duvar lambası ile daha net biçimde aydınlatılmış koridorda tek başına ayakta duran yer gösterici kadın görülür. Askeri üniforma gibi görünen lacivert-kırmızı giysisi içindeki kadın dönemin özenli giysilere sahip yer göstericilerinin bir örneğidir. Bu figür, ipli ayakkabılarından parlak sarı saçlarının modeline kadar incelikli biçimde gerçekçi görünür şekilde tasarlanmıştır. Elinde bir fener tutan genç kadının bir eliyle desteklenen diğer elinin çenesinde durur görünüşü düşünceli ruh halini seyirciye yansıtır. Sol tarafta sinema izleyicileri kendirilerini yepyeni fantastik dünyalara götüren filme odaklanmışken – izleyicilere paralel biçimde – yer gösterici de kendi hayal dünyasına dalıp gitmiştir. Arkasındaki ışık sebebiyle karanlıkta kalan yüzü ifadesi seyirciden gizlenmiştir. Dolayısıyla genç kadının hangi ruh hali içinde olduğunu anlamak oldukça güçtür. Fakat kadının duruşundan daha çok kendi içine dönmüş, düşüncelere teslim olmuş olduğu fark edilir. Dönemde sinemalarda yer göstericilerin görevleri sırasında filmleri izlemelerine izin verilmiyor oluşu da genç kadının bir kenarda düşüncelere dalmış duruşunu açıklar niteliktedir.

Kadının hemen sağında görülen kırmızı perdeler bir merdiven sahanlığını gösterir. Sinemadan yukarı doğru çıkan bu merdivenler gerçek hayata dönüşü simgeliyor olabilir. Veya düşüncelerine dalmış genç kadın için bir çıkış yolu olarak yorumlanabilir.

Hopper’ın sinema salonunun tasarım ayrıntıları üzerinde çalışılmış çok sayıda eskizi bulunmaktadır. Ayrıca ressamın eşi (kendisi de bir ressam olan) Jo’nun yer gösterici için Hopper’a poz verdiği eskizler de mevcuttur. Bu veriler ressamın gerçekçi ayrıntılara ne denli önem verdiğinin göstergesidir. 1906-1910 yılları arasında birkaç kez Paris’e seyahat etmiş olan Hopper’ın 19. yüzyıl Fransız ressamları Manet ve Degas’dan büyük ölçüde ilham aldığı bilinmektedir. Eserin odak noktasını kenara alan kesik kompozisyonu, Degas’nın yaşamdan – özellikle bale salonlarından – kesitler sunan eserleri (bnz. Dans Dersi “The Dance Class” & Absent “L’Absinthe” – Degas) ile oldukça paralel bir yapı gösterir. Aynı zamanda Degas ve Manet’nin ışık kullanımına paralel biçimde, Hopper’ın eserdeki çoklu ışık kaynakları (salonun lambaları, koridordaki duvar lambası, merdiven sahanlığından gelen ışık) üzerinde titizlikle çalıştığı ve farklı ışık efektlerini nesneler üzerinde ne denli özenle yansıttığı görülür. Eserdeki yer göstericinin ise Manet’nin ünlü eseri Folies-Bergère’de Bir Bar “A Bar at the Folies-Bergère” eserindeki bıkkın kokteyl garsonunun karşılığı olduğu düşünülür.

Folies-Bergère’de Bir Bar “A Bar at the Folies-Bergère” – Manet (1881-1882)

Hopper sinemanın sürükleyici, gerçeklerden uzaklaştıran gücüne inanan bir ressam olmuştur. Sıradışı görünümü sebebiyle (2m’den uzun boyu ve sıska görünüşü ile) oldukça içine kapanık bir biçimde büyümüş olan Hopper’ın daha çok yalnızlığı seven ve fazla sosyalleşmeyen bir karakteri olduğu bilinmektedir. Hopper’ın içedönük yapısının sinemanın büyüleyici dünyası ile birleşerek onu gerçek hayattaki mücadeleden uzaklaştırmaya yönlendirdiği düşünülebilir. Aynı zamanda ressamın “şehir yalnızlığı”nı vurgulayan eserlerindeki (bknz. Otel Odası “Hotel Room” & Gece Kuşları “Nighthawks” – Hopper) tek başına figürlerin de yine kendi karakteri ile bağlantılı olduğuna inanmak mümkündür. Fakat yine de ressamın bu hayal dünyaları ve yalnızlık temalarını gerçek hayatın keskin vurgusu ile yansıttığını da gözden kaçırmamak gerekir.

Konum: Modern Sanat Müzesi “Museum of Modern Art (MoMA)”, New York
Tarih: 1942
Dönem: Modernizm
Akım: Yeni Gerçekçilik “New Realism”

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yorumda görüntülenmeyecektir.

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""><abbr title=""><acronym title=""><b><blockquote cite=""><cite><code><del datetime=""><em><i><q cite=""><strike><strong> 

error: Icerik kopyalanamaz!