Blog

AŞK ŞARKISI “THE SONG OF LOVE” – DE CHIRICO

İtalyan ressam Giorgio de Chirico’nun eseri Aşk Şarkısı “The Song of Love” ilk bakışta seyirci şaşkınlığa uğratan ve inceledikçe de anlaşılması kolaylaşmayan bir içeriğe sahiptir.

Eserde ressamın aşina olduğu İtalyan şehir meydanlarını andıran bir ortam betimlenmiştir. Sağ tarafta sıralı kemerlerden oluşan tipik bir İtalyan kemeraltı yapısı görülür. Bu yapının ikinci kemerinin bitişinde yapı tuhaf biçimde sonlanmıştır. Tam bu noktada kemer ile birleşen büyük ve derinliksiz yamuk şeklinde bir pano eserin orta kısmını kaplar. Öte yandan hem binayı, hem de panoyu alt kısımda bağlayan koyu renkli bir başka öge zemin vazifesi görmektedir. Ne binanın, ne de panonun perspektif açısı ile uyumlu olan bu zemin ögesi eserin sol tarafında amaçsız biçimde kesilir. Bu kesiklik de bu ögenin zemin olabilmesine dair hissi tuhaf biçimde bozar. Seyircinin derinlik ve perspektif algısını alaşağı eden bu düzen eserin tek tuhaf yanı değildir.

Panonun üzerine asılı solda bir Klasik Yunan heykeli “Belvedere Apollonu”nun başı görülür. Heykelin hemen yanında kırmızı renkli lastik bir cerrahi eldiven panoya raptiyelenmiştir. Panonun hemen alt kısmında ise yeşil renkli bir top yer alır. Tüm bu ögeler oldukça gerçekçi biçimde resmedilmiştir. Ögelerin üstüne sağ tarafta bir kaynaktan gelen ışık yansımakta ve heykelin, eldivenin ve topun gölgeleri inandırıcı biçimde sola doğru düşmektedir. Hatta panonun ortasında yer alan ufak çivinin bile aynı yönde uzanan bir gölgeye sahip olduğu görülür. Ön plandaki ögeler her ne kadar gerçekçi biçimde tasarlanmış olsa da eserin geri planı kafa karıştırıcıdır. Sol tarafta geride görülen örme tuğla duvar ve arkasındaki lokomotif dikkat çekicidir. Bu duvar ve buhar çıkarmasına rağmen hareket eder gibi görünmeyen lokomotif oldukça basit formlarda tasarlanmıştır ve ön planın ayrıntıcı gerçekçiliği ile tezat oluşturur.

Eserdeki ögeler çoğu zaman De Chirico’nun geçmişi veya kişiliği ile bağdaştırılıp anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Lokomotifin İtalyan şehirleri arasındaki taşımacılığa ve Chirico’nun çocukluk anılarına dair bir referans olduğu, heykelin ressamın Yunan kökenine bir gönderme olduğu, eldivenin insan eline (dolayısıyla sanatı üreten sanatçının eline), topun ise mükemmeliyete referans olduğu düşünülür.

Yine de seyirci olarak bu esere baktığımızda ressamın birbiri ile hiçbir alakası olmayan ögeleri neden eserde kullandığını ve üstüne üstlük de eserin adını neden Aşk Şarkısı koyduğunu bir türlü anlamlandıramayız. Acaba De Chirico bize bu ögelerle gizli bir mesaj mı vermeye çalışmıştır?

Chirico’nun eserdeki amacı aslında sanatı gelenekler ve mantığın dışında bir noktaya taşıyarak seyirciye gerçek ögelerle kurgulanmış gerçekdışı bir dünya sunmaktır. Eserde görülen tüm nesneler gerçek hayattan alınmış parçalardır ve hemen hemen hepsi son derece gerçekçi biçimde resmedilmiştir. Ama her bir ögenin eserdeki konumu seyircinin gerçekdışı boyut algısını pekiştirmek için özenle seçilmiştir. Örneğin, oldukça ağır olmasını beklediğimiz mermer heykel başı sanki son derece hafifmiş gibi panoya asılmıştır. Hem heykel, hem de eldiven binanın geniş kemerlerinden daha da büyük, neredeyse dev boyutlardadır. Eserde ön plandaki gölgeleme ve gerçekçi betimlemeye rağmen sağdaki bina ile panonun derinlik çakışması ve geriplandaki lokomotifin sıradışı basitliği seyirciyi sanki bir rüya aleminde bulunuyormuş gibi hissettirir.

Bu noktada ressam gerçek hayatta gördüğümüz ögelerin zihnimizde çağrıştırdığı kavramlara, birbiri ile ilişkilerine, derinlik ve gerçekliğe dair bildiklerimizi ve gördüklerimizi nasıl yorumladığımıza dair bizi çeşitli sorular sormaya ve irdelemeye yönlendirir. De Chirico’nun “enigma” (muamma) olarak adlandırdığı bu ve bunun gibi eserleri anlamlandırılamayan ve açıklanamayan gizemli anlara dair referanslardır.

Eserden on yıl sonra ortaya çıkacak olan Gerçeküstücülük (Surrealism) akımı De Chirico’nun rüyalardan sahneler gibi görünen eserlerini ve sıradışı yöntemini temel alacak ve gerçek ögeleri gerçek dışı biçimde betimleyen sıradışı görünümler üretilmesine öncülük edecektir (bknz. Atomsal Leda “Leda Atomica” – Dali, Görüntülerin İhaneti “The Treachery of Images” – Magritte, Gelin “La Marié” – Chagall). Çağdaş psikolojinin de etkisiyle Gerçeküstücü ressamlar bilinçaltındaki sınırlanmamış düşünceleri, görüntüleri ve dürtüleri yansıtan eserler üretmiş ve De Chirico’nun eserlerinin bilinçaltının büyülü dünyası ile bağlantı kurabilmiş olduğuna inanmışlardır.

Konum: Modern Sanat Müzesi “Museum of Modern Art (MoMA)”, New York
Tarih: 1915
Dönem: Modernizm
Akım: Gerçeküstücülük “Surrealism”

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yorumda görüntülenmeyecektir.

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""><abbr title=""><acronym title=""><b><blockquote cite=""><cite><code><del datetime=""><em><i><q cite=""><strike><strong> 

error: Icerik kopyalanamaz!