Blog

SAKA KUŞU “THE GOLDFINCH” – FABRITIUS

Bej tonlarında sıvanmış eski duvara asılı bir yemlik ve bu yemliğin üzerine tünemiş bir ufak saka kuşu. Açıktan koyu kahverengiye değişen renkteki tüylerinin arasında dikkat çeken kırmızı renkli başı ve siyah kanatlarının arasında parlayan limon sarısı göz alıcı tüyler…

Seyirciye dönmüş bakan bu minik saka kuşu aslında yemliğe sıradan biçimde tünemiş değil, aksine o yemliğe bağlanmıştır. Yemliğin tüneklerinden birine geçirilmiş bir halka solda görünürken, halkadan çıkan ince zincirin ucu saka kuşunun bir ayağında son bulur.

Zincire bağlı saka kuşunun bir miktar hareket etme şansı olduğu görülür. Zincirin uzunluğu boyunca havalanabilir, zinciri sağdan sola kaydırarak tünek üzerinde hareket edebilir veya bir alttaki tüneğe atlayabilir. Seyirci kuşun uçabileceğini, hareket edebileceğini düşünse de bunun oldukça sınırlı olacağını, sonunda yine hapis edildiği bu yemliğe geri döneceğini kısa sürede anlar. Eserde yaratılmış bu hapsedilmişlik hissi ve saka kuşunun seyirciyle doğrudan iletşim kurmak istercesine bakışı etkileyici bir içerik oluşturur.

Hristiyanlık ikonografisinde saka kuşu İsa’nın çilesi ile ilişkilendirilmiştir. Kudüs’ten Golgotha’ya üzerine gerileceği çarmıhı taşıyan İsa’yı (bknz. Çarmıhın Taşınması “The Carrying of the Cross” – Martini) gören saka kuşu, uçarak gelip, İsa’nın başına yerleştirilmiş dikenli taçtan onun kaşına batan dikenlerinden birini söker. Bu esnada dikenden sızan İsa’nın kanı saka kuşunun başına akar ve oradaki kırmızı lekeyi oluşturur. Bu hikaye sebebiyle saka kuşu sanatta İsa’ya, ölüme ve yeniden dirilmeye dair bir simge olarak kullanılır.

Yine de ressamın eseri tasarlarken ne saka kuşunun hapsedilme dramını seyirciyle paylaşmak, ne de İsa’ya dair bir referans sunma gayesi taşıdığı düşünülebilir. Fabritius aslında çok daha sıradan bir biçimde, günlük hayattan bir görünüm yansıtmak istemiştir. Nitekim, saka kuşları dönem Hollanda’sında evlerde beslenen popüler evcil hayvanlardandır. Özellikle onları eğitmek ve minyatür kovalarla su dolu kaplardan su çektirmek gibi çeşitli oyunlar oynatmak oldukça yaygındır. Hatta eserin Felemenkçe adı olan “puttertje” de “su-çeken” gibi çevrilebilecek, saka kuşunun yeteneklerine bir gönderme olan, ikinci bir mecaz anlama da sahiptir.

23×33 cm ölçülerindeki bu ufak eserin tasarımı oldukça basittir. Resmin aşağı kısmını kaplayan yemlik, yatay ve düşey hatlarını dengeleyen kıvrımlı tünekler, alt kısımdaki yuvarlatılmış sabitleyiciler ve eğimli kapakla dengelenmiştir. Yemliğin soluk mavi tonları duvarın soluk tonları ile uyum gösterir. Eserin üst kısmı aşağıya göre daha sadedir. Bu kısımda dikkati çeken yalnızca saka kuşunun çapraz hatlarla betimlenmiş gövdesidir. Tüneğin ortası yerine sağına bir kenara yerleştirilmiş kuş, eserde asimetri oluştururken, bir yandan da yaşayan ve hareket halinde bir varlığı hissettiren bir dinamizm yaratır.

Fabritius özellikle saka kuşunu, yemliğe ve duvara göre çok daha belirgin fırça darbeleri ile resmetmiştir. Yakından bakıldıkça ayrıntıları belirginleşen fırça darbeleri gövdedeki bej ve açık kahverengi tüylerde, kafadaki kırmızı lekede ve gaganın üzerindeki açık renkli hatta son derece dikkat çekicidir. Saka kuşunun en can alıcı noktası siyah kanatlarının arasında ışıldayan parlak sarı renkli kısımdır. Yoğun limon sarısı boyayla vurgulanmış bu bölge Fabritius’un fırça sapının ucuyla üzerine attığı çizik ile daha da çarpıcı bir görünüme kavuşmuştur.

Saka kuşunun belirgin fırça darbeleri onu öne çıkarıp seyirciye yaklaştırırken, duvara düşen yumuşak gölgeler geriye dönük bir derinlik hissi oluşturur. Parlak hatlarla önplana çıkan tüneğin metal ayrıntıları, kuşun tüylerinin dokusu ve gölgeleme eserin sanki gerçekmiş gibi görünmesini sağlar. Seyircide bu tarz gerçeklik illüzyonu yaratmaya “trompe l’oeil” yani “göz yanılması” denir. Fabritius’un bu eseri muhtemelen çerçevesiz biçimde atölyesinin duvara astığı ve gelen müşterilerine ilk bakışta duvarda gerçekten bir yemlik ve üzerine tünemiş bir saka kuşu varmış gibi bir göz oyunu oynadığı tahmin edilir. Bir ressam için bundan daha iyi bir pazarlama tatktiği olabilir mi?

Felemenk ressam Rembrandt’ın da öğrencisi olan Fabritius’un günümüze yalnızca 13 eseri kalmıştır. 1654 yılında Delft’de çıkan ve şehrin dörtte birini yok eden barut deposu patlaması, Fabritius’u da atölyesinde çalışırken yakalamış, onun ölümüne ve eserlerinin de büyük kısmının yok olmasına sebep olmuştur.

Fabritius’un ölümünün gerçekleştiği yıl üretilmiş olan Saka Kuşu, 200 yıl boyunca kayıp iken, 19. yüzyıl’da yeniden bulunmuş ve büyüleyici güzelliği ile karşısına çıkanlara Fabritius’un ustalığını kanıtlamaya devam etmiştir.

Konum: Mauritshuis, Lahey
Tarih: 1654
Dönem: Barok
Alt Grup: Felemenk Barok “Dutch Baroque”

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yorumda görüntülenmeyecektir.

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""><abbr title=""><acronym title=""><b><blockquote cite=""><cite><code><del datetime=""><em><i><q cite=""><strike><strong> 

error: Icerik kopyalanamaz!